Bilindiği
üzere, Kur’an-ı Kerim bir defada bir kitap
olarak indirilmemiş, olaylara göre 23 yıl
zarfında gelmeye devam etmiştir. Burada söz
konusu olan, Hz. Peygamberin ve ilk
müslümanların müşriklerle savaş halidir.
Nasıl ki, bir devlet teröristlere şöyle bir
ültimatom verebilir: “Size dört ay müddet.
Ya bu müddet zarfında teslim olursunuz, ya
da görüldüğünüz yerde öldürülürsünüz”
Onun gibi, Tevbe Sûresinin ilk ayetlerinde
belirtildiği üzere, müşriklere dört ay süre
verilmiştir. Bu müddet zarfında onlara
ilişilmeyecektir. Fakat eski hallerine devam
ederlerse, ölüm fermanı söz konusudur. “Onları
nerede bulursanız öldürün” mealindeki
ayetin son kısmı “Allah Gafur ve
Rahimdir’’ diyerek biter. Bununla
“Allah bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.
Siz de öyle olun” mesajı verilmektedir.
Bir sonraki ayette ise şöyle denilir:
“Eğer müşriklerden biri eman ile sana
gelirse ona eman ver. Ta ki Allah’ın
kelamını dinlesin. (Müslüman olmazsa) sonra
onu güven içinde bulunacağı bir yere
ulaştır. Çünkü onlar bilmeyen bir kavimdir”
Bu ayette, müşrikler hakkındaki ilahi
rahmetin eserlerini açıkça görmek mümkündür.
Demek ki, müşriklere bu dinin güzelliğini
görmek, Allahın kelamını dinlemek fırsatı
verilmelidir. Çünkü onlar, bu dini bilmeyen
bir toplumdur. Onlardan bu şekilde gelenler,
İslam beldesinde emniyet içerisinde
yaşarlar, gezerler. Müslümanların hallerini
gözlemlerler, neticede İslama
girmeyebilirler. Kabul etmediğinde “Sen
müşriksin” denilip öldürülmez, emniyet
içinde vatanına dönmesine yardımcı olunur.
Tarihen de sabit olan budur ki, müslümanlar
savaş haricinde gayr-i müslimleri
öldürmemişlerdir Şayet öldüren olmuşsa, bu
dinden değil, o şahsın İslamı bilmeyişinden
kaynaklanmıştır. Benzeri durum, gayr-i
müslim ülkeler için de geçerlidir.
Sözgelimi, bir müslüman yabancı bir diyara
turist olarak gidip de malından dolayı
öldürülmüşse, bunu o ülke insanlarının
İslama düşmanlığı şeklinde değerlendirmek
doğru olmayacaktır. Günümüz hukuk
sistemlerinin de kabul ettiği üzere, suçun
şahsiliği esastır. Birisinin yüzünden
başkalarını da cezalandırmak adalete
aykırıdır. Kur’an bunu şöyle anlatır:
“Hiçbir günahkar başkasının yükünü
yüklenmez.” (Necm Sûresi,, 38) |