Bir kısım
muarızlar Kur'an'daki, cihadın yerine
getirilmesiyle alakalı ayet-i kerimelerin
cihadın bir manada zorlama olduğu manasına
geldiğini söylemeye çalışmaktadırlar.
Ama, gerçek öyle değildir. Cihat, küfür
cephesine ait zorlamaları bertaraf etmek
için ve düşünce hürriyetini engelleyip,
iradeleri baskı altında tutmayı ahlak haline
getirmiş bu küfür cephesinin zalimane
tavrına mani olmak içindir. İslam, muhkem ve
değişmez kaidesiyle, insanların kendi
düşünce ve iradeleriyle hareket etmelerine
zemin hazırlamış, bunun önüne geçmeye
çalışan her tüşebbüs ve zümreye karşı da
cihat ilan etmiştir. Bu mevzuda ifade
edilecek tek gerçek şudur: "İradelere
vurulan pranga İslam'ın cihat emriyle
kaldırılmıştır." Evet düşünce adına
yeryüzündeki muvazene bu emirle temin
edilmiştir.(1) Böyle olmasaydı, mesela
Suriye Hıristiyanları, ülkelerinin Roma
imparatoru tarafından geri alınacağı
endişesi karşısında, kiliselerine dolup
Müslümanların zaferi için dua ederler miydi?
(2) Ve yine, böyle olmasaydı, bir ucundan
diğer ucuna altı ayda ulaşılamayan,
alabildiğine geniş bir coğrafyada asırlar
boyu emniyet ve asayişi temin ile hükümran
olan İslam Devletleri kurulabilir miydi?
İslam mücahitleri, cihat emriyle cihanın
dört bir yanına insanlık, mürüvvet ve huzur
götürürken, fethettikleri ülke insanlarına
kendi dindaş ve soydaşları gibi
davranmışlardır. Onların bu tutum ve
davranışları, kapısına vardıkları kale
kapılarıyla birlikte gönül kapılarının da
kendilerine açılmasına vesile olmuştur. O
ülkelerin ilim ve sanat birikimlerini
değerlendirip, sahalarındaki kıymetlere
çalışma zemini hazırlayarak, çok çeşitli din
ve kültürden ilim, fikir ve sanat erbabının
insanlığa hizmetlerini mümkün kılmışlardır.
Onları İslam toplumu içinde de onure
etmişlerdir.(3) |