|
"De ki: Cinlerden bir
topluluğun dinleyip de şöyle
söyledikleri bana vahyolunmuştur:
Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir
Kur'an dinledik. Doğru yola
iletiyor, ona iman ettik. Kimseyi
Rabbimize asla ortak koşmayacağız.
Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok
yücedir. O, ne eş ne de çocuk
edinmiştir. Doğrusu bizim beyinsiz
olanımız, Allah hakkında pekaşırı
yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz,
gerek insanlar gerekse cinler Allah
hakkında asla yalan söylemezler,
sanmıştık. Şu da gerçek ki,
insanlardan bazı kimseler, cinlerden
bazı kimselere sığınırlardı da,
onların taşkınlıklarını
arttırırlardı. Onlar da sizin
sandığınız gibi, Allah'ın hiç
kimseyi tekrar diriltmeyeceğini
sanmışlardı. Doğrusu biz, göğü
yokladık, fakat onu sert bekçilerle,
alev huzmeleriyledoldurulmuş bulduk.
Halbuki, biz onun bazı kısımlarında
dinlemek için oturacak yerler
(bulup)
oturuyorduk; fakat şimdi kim
dinlemek isterse, kendisini
gözetleyen bir alev huzmesi
buluyor. Bilmiyoruz,
yeryüzündekilere kötülük mü murat
edildi, yoksa Rableri onlara bir
hayır mı diledi? Gerçekten biz,
-kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise
bunlardan aşağıda olmak üzere-
türlü türlü yollar tutmuştuk. Şu
gerçeği şüphesiz anladık ki, biz
yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz
bırakamayacağız, başka yere
kaçmakla da elinden
kurtulamayacağız. Doğrusu biz, o
hidayeti işitince ona iman ettik.
Kim Rabbine iman ederse, artık ne
bir eksikliğe uğratılmasından ne de
haksızlık edilmesinden korkar.
İçimizde, teslimiyet gösterenler de
var, hak yoldan sapanlar da var.
Teslimiyet gösteren kimseler, doğru
yolu arayanlardır. Hak yoldan
sapanlara gelince, onlar cehenneme
odun olmuşlardır." (Cinn Suresi
1-15)
"Aldatmak için
birbirlerine cazip sözler fısıldayan
cin ve insan şeytanlarını her
peygambere düşman yaptık. Bu
şeytanlar ahrete inanmayanların
kalblerinin o sözlere yönelmesi,
ondan hoşnut olması ve kendilerinin
isledikleri suçları islemeleri için
böyle yaparlar. Rabbin dileseydi
bunu yapamazlardı, sen onları
iftiraları ile başbaşa bırak."
(En'am Suresi 112-113)
" Allah hepsini
toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu!
İnsanların çoğunu yoldan çıkardınz"
der, insanlardan onlara uymuş
olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir
kısmımızdan faydalandık ve bize
tayin ettiğin surenin sonuna
ulaştık" derler. "Cehennem,
Allah'ın dilemesine bağlı olarak,
temelli kalacağınız durağınız" der.
Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
Zalimlerin bir kısmını,
kazandıklarından ötürü diğer bir
kısmına böylece musallat ederiz. "Ey
cin ve insan topluluğu! Size
ayetlerimi anlatan, bugünle
karşılaşmamızdan siziuyaran
peygamberler gelmedi mi?" "Kendi
hakkımızda şahidiz" derler. Dunya
hayati onları aldattı da inkârcı
olduklarına, kendi aleyhlerinde
şahidlik ettiler." (En'am Suresi
128-130)
"Cinleri öz ateşten
yarattı. O halde, Rabbinizin
nimetlerinden hangisini
yalanlayabilirsiniz?"(Rahman Suresi
15-16)
"Ey cin ve insan
toplulukları! Göklerin ve yerin
çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz
yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir
güçle çıkıp gidebilirsiniz."
(Rahman Suresi 33)
" Sabah gidişi bir
aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir
aylık mesafe olan rüzgârı da
Süleyman'a
(onun emrine)
verdik ve onun için erimiş bakırı
kaynağından sel gibi akıttık.
Rabbinin izniyle cinlerden bir
kısmı, onun önünde çalışırdı.
Onlardan kim emrimizden sapsa, ona
alevli azabı tattırırdık. Onlar
Süleyman'a kalelerden, heykellerden,
havuzlar kadar (geniş)
leğenlerden, sabit kazanlardan ne
dilerse yaparlardı. Ey Davud
ailesi! Şükredin. Kullarımdan
şükreden azdır! Süleyman'ın ölümüne
hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü,
ancak değneğini yiyen bir ağaç
kurdu gösterdi. (Sonunda yere)
yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı
bilselerdi, o küçük düşürücü azap
içinde kalmazlardı. " (Sebe Suresi
12-14)"
Bu bilgiler doğrudan
ve işaret yoluyla verilmekte.
Hadislerin ışığında açıklanma
gerekirse insan benzeri
varlıklardır. Yeryüzünde yaşadıkları
gibi göğe de yükselebilirler. Bizim
anladığımız manada ateşsel değil
ışınsal yaratıklar olması
muhtemeldir. Işığın enerjiye
dönüştürülmesinde sağlanacak
ilerlemelerle birlikte onlarla
ilgili bir sır perdesininde kalkması
beklenilmektedir.
Cinlerinde erkeği ve
dişileri olduğu gibi onlarda ürerler
ve ölürler. Akıl ve irade
sahibidirler. Onlar da insanlar gibi
emir ve yasaklara uymak Allah'a
ibadet etmek için yaratılmışlardır.
İnsanların peygamberleri onlarında
peygamberleridir. Cennetle de
nimetlendirilecekleri olduğu gibi
Cehennemle de azablandırlacak
olanları vardır.
Yeryüzündeki
çalışmaları devam etmekle beraber,
peygamberimizden sonragökyüzüne
çıkıp bilgi edinme girişimleri,
koruyucu melekler ve delici
alevlerle engellenmiştir.
Farklı kültürel
seviyelerdedir. Hz.Süleyman devrinde
ileri derecede bilimsel ve sanatsal
etkinlikleri görülmüştür. Ordu da
yer aldıkları gibi, mühendislik,
ustalık ve dalgıçlık görevi
yapmışlar, heykeller, büyük havuzlar
ve sabit kazanlar inşa etmişlerdir.
Günümüzde laboratuvar düzeyinde
çalışmaları yapılmakta olan, eşyanın
ışınlamasına sahip bilgiyi onlar
bundan üçbin yıl önce elde
etmişlerdi. Geçen bu kadar süre
içinde teknolojilerinde ilerleme
kaydetmedikleri düşünülemez elbette.
Çağımızda görüldüğü söylenen ufolar,
uçan daireler, merihliler'i n onlar
olmadığı ne malum. Yeryüzü
medeniyetine katkıda bulunduklarını
veya bulunacaklarını, Hz.Süleyman
örneği önümüzde iken söylememek
mümkün mü?
Işınsal vücut
yapılarından kaynaklanan hızları,
engelleri aşma özellikleri yönündeki
üstünlüklerinin yanısıra, mantık ve
muhakeme yönünden insanlardan hayli
geridirler. Ancak insanların anarşi
çıkarma, kan dökme gibi bazı olumsuz
özellikleri daha belirgindir.
" Hatırla ki Rabbin meleklere:
Ben yeryüzünde bir halife
yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler
hamdinle seni tesbih ve seni takdis
edip dururken, yeryüzünde fesat
çıkaracak, orada kan dökecek insanı
mı halife kılıyorsun? dediler. Allah
da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi
herhalde ben bilirim, dedi."
(Bakara 30)
Cinler, ne geleceği
bilerler ne de kendileri dışında
olan olayları bilebilirler. Gayb
bilgisi Allah'a mahsustur.
"De ki: Göklerde ve yerde,
Allah'tan başka kimse gaybı bilmez.
Ve onlar ne zaman diriltileceklerini
de bilmezler" (Neml Suresi 65).
Medyum, cinci ve falcıların
aracılığıyla onlardan edinilecek
gelecek ve geçmişe ait bilgilerle
hayatı yönlendirmeye kalkışmak
onlara ibadettir, ilkelliktir, çağ
dışılıktır. Allah Resulü'nün
ifadesiyle Kur'an-a inançsızlıktır,
inkara yuvarlanmaktır. Öyle veya
onlardan alınacak bilgiler İslam
hukukuna göre geçersizdir.
Doğruların içine ekledikleri
yanlışlara güvenilebilinir mi?
Hangisi doğru hangisi yanlış
bilinebilinir mi? Bir kere bir
ikileme düşüldükten sonra
çıkılabilinir mi?
Cinlerin insanları
görmelerine bir mani yoksa da vücut
yapılarımızın farklılığı sebebiyle
insanların onlarla işitilebilir ve
görülebilir fiziksel bir beraberliğe
girmelerinde engeller bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra peygamberler ve
seçilmişlerin kendilkeri ile
görüştükleri gerçektir.
Doğruluklarına artık neredeyse kuşku
duyulmayacak şekilde çoklukla
yaşanan, belki de siz şu satırları
okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya
devam eden olaylar, bir cin
maskaralığı olan ruh çağırma
oturumlar ve benzeri müşahedelere
dayanan çeşitli TV kanallarının
gizemli adlar altında yayınladıkları
istisnai olaylar insanlarla cinler
arasında ilişki kurulabileceğine bir
kanıt olarak niye kabul edilmesin
ki?
Bu arada unutulmasın
ki, onların hep görülmez olmadığını
düşüncesine saplanmayalım. Bazı
şeytanlaşmış insanların varlığı
malumlarınızdır. Bu tip insanlardan
Allah'a sığınılması Kur'an da
açıklanmaktadır.
"O sinsi vesvesenin şerrinden, O
ki insanların göğüslerine (kötü
düşünceler) fısıldar. Gerek
cinlerden,gerek insanlardan(olan
bütün vesvesecilerin şerrinden
Allah'a sığınırım!" (Nas 4-6)
Bilmediğimiz yöntemlerle zarar
verme kapasitesine sahip
şeytanlaşmış cinler vesvese
verebilir, kalplerimize şer
tohumları ekebilirler. Dinimizde
haram olan büyü türü işleri
oyunlarına alet edebilirler. Ancak
şu unutulmamalıdır ki mahiyeti
bilinmeyen fısıldamalar dışında
hayatımıza müdahale yetkileri
yoktur. İnançlarını yaşayan, Allah'ı
zikreden ve kendilerinden Allah'a
sığınan müminler üzerinde cinlerin
hiç mi hiç etkileri yoktur.
"Kur'an okuduğun zaman o
kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!
Gerçek şu ki: İman edip de yalnız
Rablerine tevekkül edenler üzerinde
onun (şeytanın) bir hakimiyeti
yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu
dost edinenlere ve onu Allah'a ortak
koşanlaradır. Kur'an okuduğun zaman
o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!
" (Nahl 98-100)
Bilinmelidir ki cinlerin
muminleri, insanların müminleri gibi
bizim kardeşlerimiz, dünya ve ahiret
dostlarımızdır.
Bizler gibi mükellef
varlıklar olan cinler kendileri gibi
görünmeyen olan, müşterek
düşmanlarımız olan şeytanlar
tarafından saptırılmaya
çalışılmaktadır. Görrünmez
olmalarından dolayı onları
birbiriyle karıştırmamak lazımdır.
Şeytanlar cinlerden farklı olup
şerlere odaklanmış varlıklardır.
Varlıkları
peygamberimiz tarafından açıklanan
cinler aleminin hayvanları, mükellef
varlıklar olan cinlerle
karıştırılarak cinlerin yılan ve
köpek gibi suretlere girdikleri
yanılgısına düşülebilimnmektedir.
Allah'a muhatap olma yüceliğine
erdirilmiş, Kur'an insanı olmaya
aday varlıklar olan sorumlu cinlerin
hayvan suretlerine sokulup korku
salınması maalesef hadislere kadar
sokulabilmiştir.
Bir diğer yanıltıcı
husus da bazı hadisler de hastalık
etkeni olarak gösterilen ve görünmez
olma nitelikleri sebebiyle
kendilerine görünmez varlıklar
anlamına cin denilen mikroplar
türünde varlıkların, mükellef
varlıklar olan cinleranlamına
algılatabilmesidir. Bu bir hatadır,
bu hataya düşmemelidir.
|