*
(Dilini tutan başını kurtarır)
atasözü için dinimize aykırı deniyor.
Halbuki bu söz, bir hadis-i şerif mealidir.
Susan, iki cihanda da başını dertten
kurtarır. İbni Mesud hazretleri, (Hapse,
dilden daha layık bir şey yoktur)
buyurmaktadır. Hz. Ebu Bekir, konuşmamak
için ağzına taş kordu. Yine bir atasözü
vardır:
Bana benden olur, her ne olursa,
Başım selamet bulur, dilim durursa.
Dilini tutmak, ona sahip olmakla ilgili
birçok hadis-i şerif vardır. Bazıları
şöyledir:
(Dilini tutan kurtulur.) [Tirmizi]
(Rahat isteyen sussun!) [Ebuşşeyh]
(Selamet isteyen, dilini tutsun!) [İ.Ebiddünya]
(Susmak, hikmettir.) [Deylemi]
(En makbul amel dilini tutmaktır.) [Taberani]
(Dilini tutan, şeytanı mağlup eder.)
[Taberani]
(Sükut eden bir mümine yakın olun! O
hikmetsiz değildir.) [İbni Mace]
(Ya hayır konuş ya sus!) [Buhari]
(Çok konuşan çok yanılır.) [Taberani]
(Kurtuluş için dilini tut, evinde otur,
günahların için ağla!) [Tirmizi]
(Kişiyi Cehenneme sürükleyen dilidir.)
[Tirmizi]
(Dilini tutmayan, tam imana kavuşamaz.)
[Taberani]
(Çok konuşmak kalbi karartır.) [Beyheki]
(Kusurların çoğu dildendir.) [Taberani]
(Allah’ı görür gibi ibadet et, kendini ölmüş
say, daha iyisi ise dilini tutmaktır.) [Taberani]
(Rahat olmak isteyen sağır, kör, dilsiz
olmalıdır) sözüne de şahsiyetsizliğe
sevk ediyor diye saldırıyorlar. Yukarıdaki
hadis-i şerifler de bu sözün doğru olduğunu
göstermektedir.
* (Her koyun kendi bacağından asılır)
atasözü de yanlış anlaşılmamalıdır!
Fransa’daki birinin günahı, Mısır’daki bir
kimseden sorulmaz. Herkesin günahı, sevabı
kendine aittir. Kur'an-ı kerimin çeşitli
yerlerinde bu husus açıkça bildirilmiştir.
Fakat kişi, emrinin altındakilerden
mesuldür. Başkalarının işlediği kötülükleri
önlemek herkesin vazifesi değildir.
Abdülgani Nablusi hazretleri (Söz ve yazı
ile emr-i maruf âlimlerin vazifesidir. Kalb
ile, dua ederek günah işleyene mani olmaya
çalışmak da her müminin vazifesidir. El ile
müdahale ise devletin vazifesidir)
buyuruyor.
* (Geç olsun da güç olmasın!)
atasözüne de saldırılmaktadır. İnsanın
fıtratında acelecilik vardır. Kur'an-ı
kerimde mealen (İnsan pek acelecidir)
buyuruluyor. [İsra 11]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Acele şeytandan, teenni Allah’tandır.)
[Tirmizi]
(Teenni eden isabet eder, acele eden hata
eder.) [Beyheki] [Teenni, acelenin
zıddıdır]
O halde, işlerde acele etmemeli ve hemen
karar vermemelidir! Acele ile verilen
kararlara şeytan karışır. Nefsin istediği
bir şey hatıra gelince şeytan, "Fırsatı
kaçırma, hemen yap!" der. Onun için kalbe
gelen şeyi yapmadan önce, bu işten Allahü
teâlâ razı olur mu, sevap mıdır, günah mıdır
diye düşünmelidir! Günah değil ise
yapmalıdır! Böylece teenni edilmiş, yani
acele edilmemiş olur. Yalnız 5 yerde acele
gerekir:
1- Misafir gelince yemek vermeli!
2- Günah işleyince, tevbe etmeli!
3- Vakti girince namazı kılmalı!
4- Çocuklara din bilgilerini ve namaz
kılmayı öğrettikten sonra, büluğa erip dengi
çıkınca, hemen evlendirmeli! Hadis-i
şerifte, (Üç şeyi geciktirme! Namazı
vakti girince kıl, cenaze namazını hemen
kıl! Kızını dengi isteyince, hemen ver!)
buyuruldu. O halde, namazını kılan,
günahlardan sakınan ve nafakasını helalden
kazanan biri bulununca, kızını hemen onunla
evlendirmelidir! hadis-i şerifte,
(Dinini, ahlakını beğendiğiniz bir kimse,
kızınıza talip olursa, hemen evlendirin!
Evlendirmezseniz, fitne ve fesada sebep
olursunuz) buyuruldu. (Tirmizi)
5- Defin işini de acele yapmalıdır!
İbadetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele
etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ölmeden önce tevbe edin. Hayırlı işleri
yapmaya mani çıkmadan önce acele edin.
Allahü teâlâyı çok hatırlayın. Zekat ve
sadaka vermekte acele edin. Böylece
Rabbinizin rızıklarına ve yardımına
kavuşun!) [İbni Mace]
(En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret
için azık toplamakta acele edendir.) [Taberani]
(Sadaka vermekte acele edin, çünkü bela
sadakayı geçemez.) [Beyheki]
|