FELEK, HER NE
KADAR “dünya, kader, talih, dehr, asr ve
zaman” anlamına gelse de, öteden beri
herkesin çattığı bir suç makinesi ve bir
şikâyet kutusu olmuş. Kafası kızan feleği
suçlar, canı sıkılan feleğe taş atar.
İnanç noktasında feleğe çatmanın sakıncası
ve insanın imanına zarar vermesi, feleğin
kader ve dehr (zaman) anlamında kullanıldığı
zamandır.
“Dehre sövmeyiniz, çünkü Allah dehirdir”
hadisi en çok bilinen hadislerden biridir. (Müsned,
2:259)
Sahihi Buharî’de geçen bir hadis de aynı
noktaya dikkatimizi çeker:
“‘Vay şu dehrin mahrumiyet ve hüsranına’
diye sövmeyiniz. Çünkü Allah dehirdir.”
(Buharî, Edeb 101)
Aynı konuda Buharî’nin rivayet ettiği bir
başka hadis de şu mealdedir:
“Allah Teala buyuruyor ki: Âdemoğlu dehre
söverek bana eziyet verir. Halbuki Ben
dehrim. Her şey Benim elimdedir. Geceyi,
gündüzü Ben idare ederim.” (Buharî,
Tefsir 45)
Görüldüğü gibi, bu konudaki bütün hadislerde
“dehr” kavramı geçiyor.
“Dehr” zaman manasına geldiği gibi, gece ile
gündüzün art arda gelmesine de denir.
Asr Suresi’nde Cenâbı Allah “asr”a yemin
ediyor. Çünkü her şey zaman içerisinde
meydana gelir. Zaman, Cenabı Hakkın bir
memuru olarak öldürmek ve olgunlaştırmak
görevini yapar. Zaman kötü olmaz, insanlar
kötüleşir. Zira zaman içinde meydana gelen
her şey Allah’ın iradesiyle gerçekleşir.
İslam öncesi Cahiliye döneminde Arapların
dehre sövmesini ve bu hadisin de bu kötü
alışkanlık üzerine söylendiğini açıklayan
Bedrüddin Aynî şöyle der:
“İslam öncesi Cahiliye dönemi Araplarının
bir kısmı gece ve gündüzün dönmesinden
ibaret olan dehre söverlerdi. Çünkü bu
insanlar Allah’a inanmaz ve bütün olayları
zamana verirlerdi. Yani olayların meydana
geldiği gece ve gündüze yüklerlerdi, her
şeyin de zamanın emriyle olduğuna
inanırlardı. Bunlara Dehriler denirdi.
“İşte Hz. Peygamber’in (a.s.m.) bu hadisteki
maksadı, sizden biriniz zamana sövmesin,
çünkü zaman gerçek fail değildir, yapan
Allah’tır. Bu musibetleri başınıza
getirdiğine inandığınız zaman sövdüğünüzde,
Allah’a sövmüş olursunuz. Çünkü musibetleri
başınıza getiren zaman değil, Allah’tır.
Cenab-ı Hakkın ‘Ben zamanım’ demesi ise,
‘Ben zamanın sahibiyim’ anlamındadır.”
(Umdetü’lKari, 22:202)
Gerçekten de o dönemde her kötülüğü zamana
nispet eden bir grubun var olduğuna, “Bizi
ancak zaman öldürür” (Câsiye, 45:24)
şeklindeki sözlerini anlatan âyeti kerime
işaret ediyor.
Hattâ bu sebeple, zamana nisbeten bunlara
“Dehriler” ismi verilmiştir. Bu fikir
tarihte de inkârcı cereyanlar arasında
“Dehrilik” olarak yer almıştır.
Bunların İslamiyet’ten sonra da tesirleri
görülmüştür. İşte bu hadisi şeriflerde,
zamanı gerçek fail telâkki ederek sövmek
yasaklanmıştır.
Yeri gelmişken şu hususu da açıklamakta
fayda vardır: Zaman zaman bazı eski âlimler
de kitaplarında zamandan şikâyet etmiş,
“feleğin kubbesine” taş atmışlardır. Çünkü
bazı kötülükleri gidermeye güçleri yetmemiş,
ümitsiz kalınca da zamandan ve felekten
şikâyet etmişlerdir. Bunların bu
şikâyetleri, zamanı gerçek fail kabul
ettiklerinden değil, olayların arzu ve
istekleri doğrultusunda yürümediğindendir.
İşte mü’minlerin de felekten şikâyet
etmeleri bu yüzdendir. Yoksa inançlarına
göre zaman Cenab-ı Hakkın bir mahlûkudur. Bu
işleri yapmaya güç yetiremezler. Allah’ı
insanlara şikâyet etmeyip zamanı ve ortamı
şikâyet ederler. Böylece zaman, haksız
tenkitlere karşı, Cenab-ı Hakkın izzetine
bir perde olmuş olur. Şikâyetler zamana
takılır, kalır; Allah’ın kudretine yapılmaz.
Özetle söylemek gerekirse; Ebu Hüreyre
(r.a.) ve diğer râviler tarafından rivayet
edilen bu husustaki hadisi şerifler
sahihtir. Allah’ın zamanın yaratıcısı
olduğuna işaret edilmektedir. Zamanın
yaratıcı kabul edilmesi de yasaklanmaktadır.
Âlimler de zamandan sadece şikâyet
etmişlerdir. Çünkü Cenabı Hakkın yarattığı
bir şeye, O’nun hikmetinin cereyan tarzına
itiraz etmek, hadisi şerifin yasaklamasına
girer. |