Allahsız demek:
Bu söz genelde dinsiz, imansız, merhametsiz
anlamında söylenir. Onun için bu söz küfür
olmaz. Herkesin yaratıcısı Allah olduğu için
böyle söylememek elbette iyi olur.
İşimiz Allah’a kaldı demek:
Her işin yaratıcısı Allahü teâlâdır. Eskiden
işimiz başkalarının elinde idi de şimdi mi
Allah’a kaldı? Ama böyle söylemek, kimse bu
işi beceremiyor ancak bu işi Allah yapar
anlamında söylendiği için küfür olmaz.
Hakimler hakimi demek:
Bu da küfür değildir. Hakimler hakimine
şimdi Yargıtay başkanı deniyor. Daha eskiden
temyiz reisi denirdi. Daha eskiden de
kâdı-l-kudat deniyordu. Kadılar kadısı
demektir. Allah’a padişah demek de caizdir.
Hatta padişahlar padişahı da denir. Osmanlı
sultanlarından bazılarına padişahlar
padişahı demekte de mahzur yoktur.
Allah bilir ki şu şöyledir, Allah şahit şunu
söyle yaptım demek:
Gerçekten bir iş yapılmışsa, Allah bilir ki
yaptım demekte hiç bir mahzur yoktur.
Yapılan bir iş için de Allah şahit demekte
hiç mahzur yoktur. Ama yapılmayan bir şey
için Allah yalancı şahit gösterilemez. Ama
zaten bu anlamda müslüman söylemez.
Müslümana suizan ederek, her sözün altında
küfür aramak yanlıştır.
Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrının hakkı
Tanrıya:
Bu söz de küfür değildir. Mazlumun hakkı
olduğu gibi zalimin de hakkı olur. Sezar’ın
hakkı varsa vardır. Kâfirin hakkı olmaz mı?
Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir
demek:
Bir kimse kalkıp Türkiye’de kanun yapma
hakkı kayıtsız şartsız Türkiye Büyük millet
meclisinin dese yanlış mı olur? Libya’da ise
Kaddafi’nin dese ne olur? Olan bir şey
söylenmiş olur. Kaddafi’nin kanun koymaya
yetkisinin olup olmaması ayrı şey. Ama
Libya’da böyledir. Filanca yerde de tek söz
sahibi falandır demekte de mahzur olmaz.
Sen Allah mısın demek:
Birisi bir şey söylese, mesela sana şunu
haram ediyorum dese, öteki de sen Allah
mısın, o ne biçim söz dese, küfre girmez.
Senin yetkin yok sen aciz bir kulsun demek
istiyorsa ona kâfir denir mi?
Allah’tan başkasından medet [yardım]
istemek:
Herkes birbirinin yardımına muhtaçtır.
Ölü diri herkesten yardım istemek caizdir.
Ruh ölmez. Allahü teâlâ dirilere yardım
ettirdiği gibi ölülere de yardım ettirir.
Hızır aleyhisselamın ruhu naçar kalanlara
yardım etmektedir.
Doktor hayatımı kurtardı, frene basmasaydı
ölmüştüm, şu hap bana şifa verdi demek:
Bunlar da küfür değildir. Bu yemek beni
doyurdu demek gibidir. Yani doymamıza Allahü
teâlâ yemeği sebep kılmıştır. İlacı
hastalığımıza şifa kılmıştır. Ameliyat eden
doktoru hastalıktan kurtulmamıza sebep
yapmıştır. Sebeplerle yaratmak, Allahü
teâlânın âdetidir.
Devlete karşı çıkılır mı, ezer geçer demek:
Bundan daha normal bir söz olur mu?
Küfür bunun neresinde? Birisi ile
dövüşürken, adamın eli armut toplamıyor ya,
o da bize vurur, adam kuvvetlidir belki o
bizi öldürür demek küfür olur mu hiç? Evet
öldüren ve her işin yaratıcısı Allahü
teâlâdır ama bunları sebep kılmıştır.
Herkesi Allah öldürdüğü halde, falanca
falancayı öldürdü demek caizdir.
Allah’tan başkasının adına kurban kesmek,
Allah’tan başkasına adak adamak:
Tapınmak için olanla, ikram için
yapılanı karıştırmamak gerekir. Bir müslüman
Allah’tan başkasına tapmaz. Tapan da zaten
müslüman değildir. Kurban, adak
ibadet demektir. İbadet de Allah için olur,
Onun rızasını kazanmak için olur. Rızasını
kazanma yolları çok çeşitlidir. Misafir veya
devlet büyükleri gelince, onlara yedirmek
için kesmek haram olmaz. Çünkü, misafire
ikram sevaptır, İbrahim aleyhisselamın
sünnetidir. (Bezzâziye)
Temel atılırken, hastalık gelince, hasta iyi
olunca hayvan kesmek de helaldir. Etleri
fakirlere yedirilmektedir. (Hamevi)
Dileği olursa Allah için hayvan kesmeyi adak
yapmak da caizdir. (Bahr-ür-râık)
Şarta bağlı olarak Evliyaya adak yapmak da,
kendini, günahı çok, dua etmeye yüzü yok
bilerek, mübarek birini vesile edip, Allahü
teâlâya yalvarmak demektir. Mesela (Hastam
iyi olursa sevabı Seyyidet Nefise
hazretlerine olmak üzere, Allah için, bir
koyun kesmek nezrim olsun) deyince, bu
dileğin kabul olduğu çok görülmüştür.
Burada, Allah için koyun kesip, sevabı
evliyaya bağışlanmakta, onun şefaati ile,
Allahü teâlâ, hastaya şifa vermekte, kazayı,
belayı gidermektedir.
Dini günler demek:
Selefiler, mübarek gün ve gecelere [Mevlid,
Berat, Regaib gibi gecelere] karşı oldukları
için yazar da, bu günlere saldırıyor. Cuma,
bayram ve kandil günleri ve geceleri,
müslümanların mübarek gün ve geceleridir. Bu
mübarek gün ve gecelere kıymet veren Allahü
teâlâdır. Peygamberler de insandır. Ancak
Allahü teâlâ onları kıymetlendirmiş, güzide
mevki ihsan etmiştir. Diğer insanlardan niye
ayırt ediliyor denemediği gibi, bazı gün ve
geceleri kıymetli yaratan Allahü teâlâya da
bugünleri diğer günlerden niye ayırdın
denemez. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı
için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu
gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul
edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok
ibadet yapması, dua ve tevbe etmeleri için
bu geceleri sebep kılmıştır.
Din ayrı, dünya ayrı demek:
Din ve dünyanın ayrı olduğu bütün din
kitaplarında yazılıdır.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah dilediğinin rızkını bollaştırır da
daraltır da. Onlar dünya hayatıyla
şımardılar. Halbuki ahiretin yanında dünya
hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey
değildir.) [Rad 26]
(Ahiret nimetlerini isteyene de, dünya
nimetlerini isteyene de onu veririz.)
[Şura 20]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İnsanların kötüsü, din ile dünyayı yiyen
[dini dünyaya alet eden] kimsedir.)
[İbni Asakir]
(Allahü teâlânın koruduğu hariç, din ve
dünya işlerinde parmakla gösterilmek zarar
olarak yeter.) [Beyheki]
(Ahir zamanda insan din ve dünyasını ancak
para ile korur.) [Taberani]
(Din işlerinde kendinden üstün olanı görüp
ona uyan, dünya işlerinde ise kendinden
aşağısına bakıp Allah’a hamd eden şükretmiş
olur.) [T. Gafilin]
İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya
zararlarından kurtulmak için her gün 500
kere "La havle vela kuvvete illa billah"
okuyun buyuruyor.
Din ayrı, siyaset ayrı demek:
Bu da din ve dünya demek gibidir. Siyaset,
devlet işlerini düzenleme ve yürütme ile
ilgili görüştür. Kendi siyasetini din kabul
edenler, bizim siyasetimiz dinden ayrı
gösterilemez demek istiyorlar. Din elbette
politikadan ayrıdır. Hadis-i şeriflerde
buyuruluyor ki:
(Hak teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit
sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve
neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını
talep etsin, sakın ola ki dini geçim
vasıtası yapmasın, din ile dünya menfaatini
talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]
(Dini dünya menfaati için öğrenene, ilmini
paraya değişene kıyamette ateşten gömlek
giydirilir.) [Deylemi]
Zevklere ve renklere karışılmaz demek:
Elbette zevkler, renkler tartışılmaz.
Herkesin zevki farklıdır. Bunun küfürle ne
ilgisi vardır? Hatta bir kimse, içki içse,
kumar oynasa, çıplak gezse, bu benim
zevkimdir, bana karışmayın dese bile, yine
küfür olmaz. Çünkü harama helal demiyor.
İslamiyet’e değil, karşısındakine kızıyor.
İslamiyet’e kızıyorsa, zaten o müslüman
değil ki, küfre düşsün. Küfrün içinde olan
küfre düşmez.
Bu benim özel hayatım hiç kimse karışamaz,
demokrasi var demek:
Özel hayatıma karışmayın demek de küfür
olur mu? Bir sarhoş, ben istediğim gibi
içerim, istediğim gibi kumar oynarım, bunlar
benim özel hayatım dese küfür olmaz. Bunları
helal kabul ederse küfür olur. Mutezile ve
Selefilikte, amel imandan parça kabul
edildiği için günah işleyenlere küfür
damgası basılıyor.
Biz babadan, atalarımızdan böyle gördük
demek:
Bunun küfürle ne ilgisi var ki?
Atalardan iyi şeyler de görülür kötü şeyler
de. Bizim atalarımız içki içerdi, kumar
oynardı dense bile bunun küfürle ne ilgisi
vardır ki? Burada haramı helal kabul etmek
yok ki.
Din şöyle diyor doğru, ama.... , haklısın,
fakat… demek:
Adam dini inkâr etmiyor ki küfür olsun.
Fasık birisi, din zekat verin diyor ama,
parayı sevdiğim için veremiyorum, din oruç
tutun diyor ama mideme düşkünlüğümden
tutamıyorum. Din içki haramdır diyor ama,
zevkime düşkünlükten bırakamıyorum dese
küfür olmaz. Burada dini inkâr etmek, haramı
helal kabul etmek yok.
Paranın açamayacağı kapı yoktur demek:
Bu söz, para çok şeyler yapar demektir.
Nitekim hadis-i şerifte de, (Ahir zamanda
insanların paraya ihtiyacı daha çok olur.
Çünkü insan o zaman din ve dünyasını ancak
para ile korur) buyuruluyor. (Taberani)
Bir ibadeti gösteriş veya dünyevi bir
menfaat için yapmak:
Müslüman ibadetini Allah için yapar.
İbadete riya karışabilir. Riya karışan
ibadete küfür denmez. İbadeti bir menfaat
için yapmak da küfür değildir. Mesela hacca
gidenin niyeti, para kazanmak, oradan ucuz
mal getirmek olsa, bunun ibadetine sevap
verilmez ama buna küfür de denmez.
Azrail’le savaşıyor demek:
Ölümle pençeleşiyor da denir. Burada
Azrail aleyhisselamı kötüleyici söz yoktur.
Onu veya başka melekleri kötülemek küfür
olur. Ama burada öyle bir durum yok.
Aşırı dinciler:
Genelde bu sözü dinsizler, müslümanlara
saldırmak için kullanıyorlar. Onlar zaten
dinsizdir. Ama bir Müslüman, diğer bir
Müslümana maşallah bu aşırı dincidir, çok
mutaassıptır dese küfür olmaz. Dine aşırı
bağlı deniyor. Dinde aşırı gitmeyi ise
dinimiz yasaklamıştır. Mesela Peygamber
efendimiz, (Din kolaylıktır. Dinde aşırı
gideni din mağlup eder) buyuruyor. (Nesai)
İslam dini akıl mantık dinidir demek:
Bunun neresi küfür ki? Kur’an-ı kerimde (Akletmez
misiniz, aklınızı kullanmaz mısınız?)
gibi ifadeler çok geçer. Peygamber efendimiz
de buyuruyor ki:
(Aklı olmayanın dini yoktur.) [Ebuşşeyh]
(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.)
[Deylemi]
(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhari]
(Akıl imandandır.) [Beyheki]
İslamiyet akla dayanan nakil dinidir. Selim
akla uygundur. Dinde aklın önemi büyüktür.
Ancak yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip
yanılan kimseye felsefeci denir. Aklın
erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği
yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altında akla
doğruyu gösteren büyük zatlara, İslam âlimi
denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet de ışık
gibidir. Göz karanlıkta cisimleri göremez.
Görmesi için ışık gerekir.
|